Sahip Çıkmayı Öğreniyoruz

Zeytinimize sahip çıkmayı öğreniyoruz: zeytinliklerin korunması

09.06.2017, 13:14
Bu süreç, toplum olarak zeytinimize sahip çıkmayı öğrendiğimizi gösteren önemli bir dönüm noktası oldu. Zeytinliklerin imara açılmasını öngören tasarı tepkiler doğrultusunda geri çekildi. Son yıllarda hükümetin zeytinciliğe yönelik hamlelerine toplumun farklı kesimlerden sesler yükseldiğini ve hükümetin de bu durumlara kayıtsız kalmadığını görmek sevindirici. Zeytin ve zeytinyağı konusunda toplumumuzun bilinci tartışılabilir ancak hassasiyeti artık tartışılamaz bir hâl aldı. Bu tablo zeytin ve zeytinyağına hem gönül hem de emek verenler için oldukça umut verici.

Tasarının Çekilmesiyle Herkes Kazandı

Demokrasi ne yazık ki çoğunluğun veya çoğunluk temsilcilerinin isteklerinin yerine getirildiği bir yönetim biçimi olarak biliniyor; oysa ki demokrasi bu kadar basit ve acımasız bir siyasi mekanizma değil. Demokrasinin en önemli kriterlerinden biri çoğunluğun veya çoğunluğu temsil edenlerin azınlığa karşı tutumu. Çoğunluğun her düşüncesi doğru olmayacağı gibi, çoğunluk gibi düşünmeyenlerin de hakları korunmalı ve sesleri dinlenmeli. Demokrasi aslında azınlıkların (çoğunlukta olmayanların) varlığını da garanti altına alan bir çatı. Zeytin sahalarıyla ilgili tasarının geri çekilmesi aslında demokrasi çarklarının nasıl çalışması gerektiğini ortaya koyan önemli bir örnek.


Tasarının geri çekilmesiyle hükümet tarafından kamuoyuna “size dinliyoruz ve hassasiyetinize saygı duyuyoruz” mesajı verildi. Tasarıya tepki gösteren sokaktaki sıradan insanından, zeytin üreticisine kadar tüm paydaşlar ise seslerini doğru biçimde çıkardıklarında hedeflerine ulaşabileceklerini gördü.


Tüm bunları bir kenara koyarsak, bu süreçte iki “marka” öne çıkarak dikkat çekti; Tarkan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi.

Mega Yıldız Ne Demekmiş Gördük


Tarkan’ın sanatçı kişiliği, kariyeri, topluma kattığı değer tartışılabilir. Beyefendiyi beğenirsiniz veya beğenmezsiniz; değerlendirme kişiden kişiye değişir. Ancak tasarıya karşı yaptığı açıklamayla tasarıya muhalefet eden kitlenin sesi olduğu bir gerçek. Açıklaması bir bakanın medya karşısında cevap verme ihtiyacı hissetmesini sağladı.
Medyanın Tarkan’ı “mega yıldız” olarak adlandırmasının boş yere olmadığını birlikte anlamış olduk.

Zeytinliklerin Yasal Koruması

Zeytinliklerin korunması konusundaki hassasiyetin temelinde, 1939 yılında yürürlüğe giren 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun yer alır. Bu kanun, zeytinlik sahalarının daraltılmasını ve zeytin ağaçlarının izinsiz kesilmesini yasaklar; zeytinliklere belirli bir mesafede, kimyevi atık bırakan veya toz ve duman çıkaran tesislerin kurulmasına da sınırlama getirir. Yıllar içinde bu korumayı esnetmeye yönelik çeşitli düzenleme girişimleri gündeme gelmiş, her seferinde üreticiler, meslek örgütleri ve kamuoyu güçlü tepkiler göstermiştir. Bu tepkiler, toplumun zeytinimize sahip çıkmayı ortak bir sorumluluk olarak gördüğünü açıkça ortaya koymuştur.

Zeytinliklerin korunması yalnızca çevresel bir mesele değildir; aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir konudur. Türkiye’de yüz binlerce aile geçimini doğrudan ya da dolaylı olarak zeytin ve zeytinyağından sağlar. Hasat, sıkım, ambalajlama, nakliye ve ihracat gibi halkalardan oluşan bu zincir, kırsal bölgelerde istihdamın ve göçün önlenmesinin de önemli bir dayanağıdır. Bir zeytinlik alanının madencilik, enerji yatırımı veya yapılaşma amacıyla başka bir kullanıma açılması, kısa vadede ekonomik bir kazanç gibi görünse de uzun vadede yerel ekonominin, toprağın ve biyolojik çeşitliliğin geri dönüşü zor kayıplar yaşamasına yol açabilir. Bu yüzden zeytinlik alanlarına ilişkin kararların, üreticilerin, bilim insanlarının ve yerel halkın görüşleri alınarak verilmesi büyük önem taşır. Kısacası zeytinimize sahip çıkmayı başarmak, geleceğimize sahip çıkmak anlamına gelir.

Zeytinimize Sahip Çıkmayı Sürdürmek

Zeytin ağacı yalnızca bir tarım ürünü değil, binlerce yıllık bir kültürün ve kırsal hayatın taşıyıcısıdır. Bir zeytin ağacının verimli hale gelmesi yıllar alır; kesilen ya da imara açılan bir zeytinliği yeniden kazanmak ise çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle zeytinimize sahip çıkmayı yalnızca tepki anlarıyla sınırlı tutmamak, kalıcı bir bilince dönüştürmek gerekir. Zeytinin köklü geçmişini Zeytin Ağacının Efsanevi Tarihi yazımızda, zeytinyağı tesislerinin ülke ekonomisindeki yerini ise Milli Servet Zarar Etmesin yazımızda ele almıştık.

Bugün üreticiden tüketiciye kadar herkesin yapabileceği somut adımlar vardır: yerel üreticiden kaliteli zeytinyağı almak, zeytinliklerle ilgili plan ve projeleri takip etmek, meslek örgütlerinin çalışmalarına destek olmak ve zeytin kültürünü gelecek kuşaklara aktarmak. 2017 yılında yaşanan süreç, birlikte ses çıkarıldığında sonuç alınabileceğini göstermiştir. Zeytinliklerimizin geleceği, bu bilinci ne kadar canlı tutabildiğimize bağlıdır. Zeytin Dergisi olarak biz de bu bilinci büyütmek için sektörden haberleri, bilimsel çalışmaları ve üretici deneyimlerini okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz; çünkü zeytin hepimizin ortak mirasıdır. Siz de görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşarak bu çabaya katkıda bulunabilirsiniz.

Haftalık Zeytin Bülteni

Dünya zeytincilik gündemi her Cuma e-posta kutunuzda: rekolte, fiyatlar, araştırmalar ve sektör haberleri.

Ücretsiz Üye Olun
Bu yazıyı paylaşın:FacebookX