ZEYTİN KÜLTÜRÜNÜ MİRAS BIRAKMAK

Zeytin Ağaçlarımızın çok konuşulduğu bugünlerde bir okurumuzun bize gönderdiği mektubu yayınlamayı çok istedik. Okurumuz, ekoloji, ekolojik malzemeler, sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, tasarruflu ürünler, yeşil binalar ve yaşam alanları, temiz gıdaya erişim, alternatif ve doğal tarım konularında araştırmalar yapan, patentli projeler üreten bir endüstriyel tasarımcı ve genç bir girişimci Sayın Umut YILDIZ.

Ümit ediyoruz ki her yeni doğan için dikilecek 3 ağaç bu yazıdan sonra gelenek olur ve her yaş günlerinde de 3 ağaç geleneğini babadan oğula devam ettiririz…

“İnsanın yaşı kadar dikili ağacı olmalı” demişti bana Mustafa Amca köy kahvesinde otururken. Babasının mübadele zamanı gelip yerleştiği köyde, buldukları tek şeye, zeytin ağacına sarılıp hayatlarını sürdürdüğünü anlatmıştı. “Babam gözü gibi bakardı zeytin ağaçlarına , ben de ondan öğrendim zeytin ağacını sevmeyi” demişti. Mustafa Emmi anlattıkça ben de not almıştım.
“Zeytin ağacını sevmek” kavramı üzerine epey düşünmüştüm o gün Milas dönüşü. Ve yine o sene ilk kez zeytin toplamanın ne denli zor olduğunu bizzat deneyimlemiş, evde zeytin yapmayı öğrenmiştim.
Üzerinden zaman akıp geçti. Oğlum dünyaya geldi. Hastanede doğumhane önünde beklerken camdan dışarı bakıyordum. Bahçedeki zeytin ağaçlarını gördüğümde aklıma geldi Mustafa Amca’nın sözleri. “İnsanın yaşı kadar dikili ağacı olmalı”. Benim olamamıştı ama oğlumun olabilirdi. O gün 3 zeytin fidanı diktim. Didim’de bir yerde yol üstü denk geldiğim ufak bir hatıra ormanına.
O günle birlikte bir doğum günü ritüelim oldu artık. Oğlumun birinci yaşında, doğum günü sabahı işi gücü bırakıp yine 3 zeytin fidanını toprakla buluşturdum Marmaris’te. İkinci doğum günü Ege’den uzaktaydım, arkadaşlarım sağolsunlar, 3 fidana can verdiler Marmaris Hisarönü’nde. Bu yıl 3. yaşını kutlarken oğlum, ben yine aynı seremoni ile 3 fidana can suyu veriyordum Marmaris Selimiye sırtlarında.
Oğlum büyüdükçe, ağaçlarım da büyüyor. Sayıları artıyor. Her sene birkaç kez ziyaret ediyorum onları. Doğumunda ektiğim ağaçlar boyumu geçti. Seneye ilk zeytin hasadımı yapıp zeytinlerimi zevkle ve gururla tüketeceğim.
Bir gün gelecek, oğluma bugünleri anlatırken, ağaçlarını gösterirken, ona da aynı işi vasiyet edeceğim. “Üç fidan”ı anlatacağım ona, neden üç fidan ektiğimi bilsin diye. Benim başlattığım ritüeli kendi çocuklarıyla devam ettirsin diye. Aile geleneğimiz bayramdan bayrama toplanmak değil her özel günde onlar için ağaç dikmek olsun diye. Seneden seneye büyüyen ağaçları gördüğünde, ağacın kolay yetişmediğini, asırlık ağaçların bugünlere ne zorluklarla geldiğini anlasın diye. Sebebi çok, gururu büyük, mutluluğu sonsuz.
Gündemi de izleyince;
Tüm dinlerde, tüm inançlarda ve tüm kutsal kitaplarda, yazıtlarda, mağara duvarlarındaki ilkel resimlerde, adına yazılan efsanelerde, masallarda, şiirlerde, romanlarda…
İnsanlık tarihi boyunca insanın olduğu her yerde adı olan zeytin ağaçlarına…
Oğlumun ya da bu memleketin evlatlarının “bir” zeytin ağacına dokunursanız, iki elimle yakanızdayım!
Benim ağaçlarımı, benim anılarımı YIKAMAZSINIZ!

Yazımız, 10.Haziran.2017 tarihine kadar ana sayfamızda yayınlanacaktır.