HİLENİN ADI TAĞŞİŞ

Söylemesi ve akılda kalması zor olan bir kelime TAĞŞİŞ, süte su, kırmızı ete beyaz et, kovan balına sahte bal, peynir ve tereyağına nebati yağ ile doğal zeytinyağına da farklı bitkisel yağlar karıştırmak gibi gıda ürünlerinde yapılan hilelerin adıdır, aslında günlük hayatımızda çoklukla tanık olduğumuz bu konuya daha akılda kalıcı bir kelime bulmak lazım. Bitkisel yağların perakende fiyatlarına bakınca zeytinyağının fiyatı hilebazların iştahını kabartıyor. Zeytinyağı neden pahalı ve ucuzlar mı sorusunun cevabı ise zeytinin tarımına, hasatına, üretim şekline, ve tüketiciye ulaşması süreçlerine bakınca bunun mümkün olmadığını söylemek gerçekçi olur. Zeytinyağı dışındaki bitkisel yağlar endüstriyel teknolojiler kullanılarak üretilmekte  olduğundan maliyetleri son derece düşüktür.

FORBES  dergisinde 2016 Şubat ayında çıkan bir yazıda Amerika’da satılan İtalyan zeytinyağlarında yapılan hilelerden bahsederken şişenin etiketinde yazanı satın almıyorsunuz mesajını vermektedir. Üreticiden veya sertifikalı bir distribütörden satın almadıysanız, muhtemelen sahte bir zeytinyağı olduğundan bahseden dergi yazarı, fiyatı icabı genel olarak pahalı olan zeytinyağlarının yanında bu yağın içine kokulandırmak için esans, soğuk sızma zeytinyağından %10 kadar katkı ile biraz da renk veren bitkisel yağların eklenmesi sonucu hele bir de fiyatı diğerlerinden ucuz ise ürün size kendini size inandırmaktadır. Amerika’daki İtalyan yerel ürün marketlerindeki raflarda bulunan zeytinyağlarının %50’sinin sahte olduğunu iddia eden uzmanlar, Bertoli, Sasso ve Carapelli gibi bilinen markaların bile raflardaki ürünlerinin baskın analizler ile değerlerine bakıldığında etiket üzerinde  belirtileni karşılamadığı belirtilmektedir. Firmalar sonuçlara itiraz etseler de özellikle Türkiye, Tunus, Cezayir ve Fas’tan İtalya’ya ithal edilen zeytinyağlarının “İtalyan Extra Virgin” olarak Amerika’da satıldığını da belirtmek gerek.

Türkiye, son yıllarda zeytin ağacı varlığını 90 milyondan 177 milyona çıkaran, 2020 yılından itibaren 650 bin ton zeytinyağı üretimiyle dünya ikinciliğini, 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin üretimiyle dünya liderliğini hedefliyor olsa da markalaşma yolunda bu örnekleri dikkate alarak üretimden satışa tedarik zincirinde belgelendirme sürecine önem vermesi ve coğrafi konumlandırma kapsamında zeytin genetiğine bağlı kalite değişkenliklerini de düzenlemelidir. Zeytin tarımından başlayarak salamura ve zeytinyağı üretim kültürlerinin de gelecek nesillere  aktarılması hedefe ulaşmanın diğer ayaklarıdır.

Dünyada üretilen yağların sadece %5’inin zeytinyağı olduğu günümüzde değerinin de yüksek olması fazla kazanç elde etmek uğruna sahtekarlık yapan kişi ve kuruluşların ödedikleri cezalar çok azdır. Resmi makamlar, yasalar ve yönetmelikler konuda yetersizdir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bananlığı son yıllarda hileli gıda ürünlerini yayınlasa da cezalı kurum ve kuruluşların başka şirket adı veya markalarla piyasada var olmalarının da önüne geçilmesi gerekmektedir. Tüketicinin bilinçlendirilmesi de engellemenin bir başka yolu ve Aydın Ticaret Borsasının yaptığı tadım kursları, zeytinyağı tanıtım faaliyetlerinin yaygınlaştırılması adına diğer sivil toplum örgütlerinin her gıda için eğitim seferberliği başlatmaları katkı sağlayacaktır.

Bireysel çabalar yerine kooperatif benzeri birliklerle uzmanlaşmış kurumlar olmayı başarmak ve tüketiciye kendi satış örgütleri ile tüketiciye ulaşmalarının da devlet destekleri ile özendirilmesi birden fazla firmanın da aynı fikir üzerinde birlik olmalarını kolaylaştıracaktır. Tariş bir örnek gibi görünse de kooperatif modelinin de mevcut ekonomik modellere uygun olarak güncellenmesi gerekmektedir. Modern birlik örneğini  önceki yazılarımızda TÜKETİCİ ve SORUMLULUK başlığı ile sunmuştuk,  okumanızı dileriz.